Koyunları Telef Eden Ayılar Mantar Zhirlenmesine Dikkat Bakan Murat Başeskioğlu Kadtamonuda Petrol Fiyatı Yeniden Yükselişe Geçti Yol-İşte Vurgun Üstüne Vurgun
Erdoğan, Doğan'ı tersledi VİDEO
Erdoğan, Doğan'ı tersledi VİDEO
15 Eylül 2008 - 07:41:14 SİYASET
Parti kongresinde konuşan Erdoğan, Aydın Doğana yönelik sert eleştirilerini sürdürdü. Erdoğan, Doğana TVye çıkalım teklifine de ateş püskürdü
Ana Sayfaya Dön
Metin Boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Başbakan Erdoğan, partisinin Şişli İlçe Teşkilatı'nın 3'üncü Olağan Kongresi'nde yine Aydın Doğan'ı hedef aldı. Çok sert konuşan Erdoğan, Doğan Holding Yönetim Kurulu Başkanı Aydın Doğan'ın açıklamalarını anımsatarak, ''Bir de kalkmış, her taraf şu anda pejmürde bir halde, benimle televizyon programına çıkmayı teklif ediyor. Ne o, gazetelerine tiraj mı istiyorsun yoksa? Ne o, televizyonuna yoksa reyting mi sağlamak istiyorsun? İnsan hiç mi yerini, sınırını bilmez?'' dedi.

DOĞAN'A CEVAP VE BAYKAL'IN MAL VARLIĞI İLE İLGİLİ HABERLER KONUSU

Erdoğan, AK Parti Şişli İlçe Teşkilatı'nın Grand Cevahir Kongre Merkezi'nde düzenlenen kongresinde yaptığı konuşmada, dün Beyoğlu İlçe Kongresi'nde Aydın Doğan'a ve medyasına cevap verdiğini hatırlatarak, şöyle devam etti:

''Ben Doğan Medyası'nın hakkımızda yürüttüğü iftira kampanyasının sebeplerini milletime anlatıyorum. Onlara da sesleniyorum. Diyorum ki; çıkın ya iftiralarınızı ispatlayın ya da derdinizin ne olduğunu millete siz kendiniz anlatın. Bu fırsatı değerlendirmezseniz ki değerlendirmediniz şu ana kadar, o zaman ben anlatırım. Nitekim dün de bazılarını anlattım. Aydın Doğan da akşam yine alelacele, onun biliyorsunuz ücretli kalemşorları var, hemen olanlara bir şeyler hazırlatmış. Evet dersimiz icraat, iftira değil...

Diyor ki; 'Biz Baykal'ın mal varlığını tam açıklamadığını 2 yıl önce önce haber yaptık'. Ben de diyorum ki; 'Yok hayır. Siz bu konuların üstüne gitmediniz. Başka gazeteler gitti, biz gittik, siz mahcup bir şekilde utanma belasına, kerhen bu yayınların siyasetteki yansımalarını şöyle bir yazıp geçtiniz'. Sorarlarsa 'Biz de yazmıştık' demek için. Milliyet gazetesi haber ve yorum yayınlamış. Dedim ya 'kerhen, yasak savma kabilinden' diye. Diğer gazetelerinde o zaman neredeymiş peki? Kimseyi yanıltmayın. Sonra arşivler sizi mahcup eder. Baykal'ın yarım açıkladığı mal varlığını bile sanki tam açıklamış gibi benimkiyle kıyaslayıp konuyu kapattınız. Sonra aradan bunca yıl geçti. Hiç eksik kısmını sormak, konuyu takip etmek, gerçek mal varlığının peşine düşmek aklınıza gelmedi mi?

Araştırmacı gazeteciliğiniz Baykal'a kadar mıydı yoksa? Bakın ben size ne yaptığınızı söyleyeyim. Baykal'ın imar rantı sağlanan tarlasıyla ilgili iddiaları başka gazeteler araştırıp ortaya çıkardığında sanki Doğan Grubu Türkiye'de yaşamıyormuş gibi konuyu es geçtiniz, duymazdan geldiniz. Şimdi de imar tadilatıyla rant sağlanan tarla konusunu yok sayıp Baykal'ın tam açıklanmayan, gizlenen, mal varlığı meselesini biz de yayınladık diye bula bula Milliyet gazetesindeki iki mecburi yazıyı mı kanıt gösteriyorsunuz?''

-GAZİANTEP BELEDİYE BAŞKANI GÜZELBEY'E YÖNELİK KAMPANYA KONUSU-

Erdoğan, Doğan'ın açıklamasında Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Asım Güzelbey'in cevaplarını yayınladıklarını ifade ettiğini de dile getirerek, şunları anlattı:

''Bir de dünkü gazeteleri herkesin gözlerinin önündeyken Gaziantep Belediye Başkanının cevaplarını yayınladıklarını söylüyor. Ayıptır. Asım Güzelbey önce farklı kanallarla arandı, Asım Bey de Aydın Beyi aradı. Yarım saat civarında konuştular. 'Ben bu kadarını bilmiyordum' diye cevap verdi. Peki bunlar gazetelerinizde yayınlandı mı? Düzeltme sözü verildi ve dün Milliyet gazetesi Asım Güzelbey'i yine yalancılıkla suçladı. Hani nerede cevap hakkının yayınlanması. Milliyet'te, Hürriyet'te, Vatan'da, Posta ve Radikal'de tam 5 gazetende? Koca koca başlıklarla attığınız iftiraları yine kendi yazarlarınızdan birinin yaptığınız haksızlığa isyan etmesinden sonra sadece Radikal gazetesinde geçiştirerek, düzeltmiş mi sayıyorsunuz?

Hangi büyüklükte attıysan o iftirayı, aynı büyüklükte koymak suretiyle düzelteceksin. O zaman ben seni dürüst hareket ettin diye kabul ederim. Bu nasıl düzeltme? Radikal diyor ki 'Vurgun haberlerimiz yalanmış'. Ama aynı gün Milliyet, aynı konuda belediye başkanını yalancılıkla suçluyor. Bu nasıl tezgah? Bu nasıl düzeltme? Bu haberlerin hangisi doğru? Diyor ki; 'Araştırma ekibi kurduk, araştırıyoruz'. Bu haberi yayınlamadan, iftiralarla belediye başkanımızı karalamadan önce yapman gereken iş değil mi bu? Önce iftirayı at, ondan sonra da şimdi ekip kurduk araştırıyoruz diyor. Bu ne biçim iş? Yer altı laboratuvarında büyük patlama deneyi mi yapıyorsun Allah aşkına? Bu araştırma hiç sonuçlanmayacak mı? 'İnternette Asım Güzelbey'in cevabını tam metin yayınladık' diyorsunuz. Peki iftiralarınızı da internette mi yayınlamıştınız? Şaka yapıyorsunuz.

Sayın Doğan bu açıklamayı yaptığın dünkü Milliyet'in daha mürekkebi kurumadı. Nasıl düzeltme yaptık diyebilirsin? Kimse seni uyarmadı mı? Mahcup olursun, bu cevabın altında kalırsın demedi mi? Ayrıca cevap hakkı demek, muhatabın cevabını olduğu gibi yayınlarsın, sonra varsa çürütecek kanıtın onu da koyarsın demektir. Yoksa çarpıtmalı yorumlarla istediğin gibi eğip bükerek açıklama yayınlamak cevap hakkına saygı değildir. Bunu da mı ben öğreteyim sana Allah aşkına?''

-KAÇAK KAĞIT KONUSU VE KANAL 7 BAĞLANTISI KURMA KURNAZLIĞI

Konuşmasında kaçak kağıt konusuna değinen Erdoğan, şöyle devam etti:

''Kaçak kağıt meselesine gelince. Kontrol edemediğiniz medya organlarının gündeme getirdiği iddialardan sonra SPK bu iddiaları uzun süredir inceledikleri bilgisini doğruladı. Yapılan açıklamalar ortadayken siz neyi, nasıl yayınlıyorsunuz? SPK, vergi cenneti ülkelerde kurulan tabela şirketleri üzerinden kağıt alımı yaparak borsada küçük ortaklarınızı zarara uğrattığınız iddiasını inceliyor mu, incelemiyor mu? SPK 'İnceliyoruz' diyor. Siz ne diyorsunuz? Eğip bükmeden söyleyin de bilelim bunu ya...

Siz buna, ucuza ya da pahalıya gazete kağıdı alımı olarak bakıyor olabilirsiniz, başkaları da küçük ortaktan kaçırılan kağıt alımı olduğunu söylüyor. Bana cevap vermeyi bırakın da SPK'ya ve küçük ortaklarınıza bunun doğru olup olmadığını anlatın önce. 

Ben buradan şimdi özellikle CHP'ye de sesleniyorum. Bak SPK başkanına benim bu konularla ilgili verilmiş hiçbir talimatım yoktur. Bunu ispat edemeyen alçaktır, şerefsizdir. Bu kadar açık söylüyorum. Tayyip Erdoğan'ı bu tezgahların içerisinde göremezsiniz, sokamazsınız ve Baykal aynaya baksın ondan sonra konuşsun.

Biz bunları soruyoruz ya şimdi tekrar şıracı bozacı tezgahını çalıştırmaya başladılar. Kalkıyor benim genel başkan yardımcıma laf atıyor. Yok eroin, esrar kaçakçılığına bulaştırıyor. Bak o da dündü. O da dün açıklamasını yaptı. Bizim bu işlerle yakından uzaktan alakamız olmadığını kendisiyle alakalı söyledi. 'Bunu ispat edemeyen alçaktır' dedi, 'şerefsizdir' dedi, 'müfteridir' dedi. Çıkın açıklayın.

CHP'liler bizim başka bir TV ile ilgili SPK uzmanlarının suç duyurusu raporunu işleme koydurmadığımızı söylüyor. Tabii onlar da yazıyor. Allah aşkına 'gazeteleriniz kaçak kağıtla mı basılıyor' sorusunun cevabı bu olur mu? Yoksa bir gazetenin SPK başkanına şantaj yaptığınızı söylediği iddianız bu muydu? O zaman boşuna heveslenmeyin, buradan iş çıkmaz. SPK özerk bir kurumdur. Ne biz işlerine karışırız, inanıyorum ne de onlar başkalarının şantaj ve tehditlerine boyun eğerler.''

-''YANLIŞ YAPAN CEZASINI ÇEKMELİ'' SÖZLERİNİN YOMLANMASI-

AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:

''Aydın bey sağ olsun, 'Yanlış yapan cezasını çekmeli' dediğim için de beni takdir etmiş. Bunu da nihayet bana söylettiğini zannedip kendi başarısı saymış. İşte sizin yaptığınız gazetecilik de bu kadar olur. İçine düştüğün durumu, nasıl gazetecilik yaptığınızı bundan daha iyi anlatan bir örnek olmaz.

İşte bir gün geldi yine bazı meseleleri görüşmek üzere, ben de tabii bazı hakaretler, şunlar, bunlar vesaireler var. Arkadaşlarıma söyledim. 'Hazırlayın dedim şu gazeteleri'. Gazeteler hazırlandı. Bu gazetelerin hepsini arşivden koydum önlerine. 'Sayın Başbakan ne yapayım?' dedi, 'Ben bu adamlarla baş edemiyorum ki' dedi. Bir patron ki kendi yazarlarıyla baş edemiyor. Böyle bir şeyi vatandaşın kabullenmesi mümkün mü? Diyorum ki; bakınız şimdi git aç geçen pazar günü yaptığım konuşmayı, bak bakalım orada da aynı şeyleri söylemiş miyim söylememiş miyim?

Bir hafta geriden geliyorsun bay Doğan. Bayrampaşa konuşmam ortada. Buna sizin dilinizde bayat haber diyorlar. Bunu da diyorum ki bilmiyorsanız benden öğrenin. Çünkü sordum gazetecilere böyle denirmiş dediler. Ders çalışıyoruz. Bu ara biraz daha arttı.

Sonra da adamlarına dön bir sor bakalım. Bu sözlerimi 5 gazeten, 3 televizyonun geçen hafta niye haber yapmamışlar. Tatminkar bir cevap alırsan onu da açıkla. Biz de öğrenelim. Eğer ille de kendinizi cevap vermek zorunda hissediyorsanız karşılığında duyacaklarınızı da iyi düşünerek cevap verin.''

DOĞAN'IN TV PROGRAMINA ÇIKALIM TEKLİFİNE SERT CEVAP

Erdoğan, Aydın Doğan'ın son açıklamalarına atıfta bulunarak, şöyle konuştu:

''Bir de kalkmış, her taraf şu anda pejmürde bir halde, benimle televizyon programına çıkmayı teklif ediyor. Ne o, gazetelerine tiraj mı istiyorsun yoksa? Ne o, televizyonuna yoksa reyting mi sağlamak istiyorsun? İnsan hiç mi yerini, sınırını bilmez? Bugün Aydın Doğan'ın bazı yazarları da dün söylediklerimi az bulmuş. 'Bu kadar mıydı?' diye yazıyorlar. İnsaf. Dün anlattıklarım bana göre utanması, sıkılması olanlar için yeter de artar bile. Ama ne yapayım ar damarınız bu kadar çatladıysa ben size ne yapayım? Köşe yazarı kalkıp da Başbakana utanmaktan bahsediyorsa bu laflarım onlara az bile. Ne söylesem fayda etmez biliyorum.

Ne derler; 'Anlayana sivri sinek saz, anlamayana davul zurna az'. Tabii arada gidip gelenler var. Onların aracısı olarak bize gelip bir şeyler anlatıyorlar. Yerin kulağı var. Söylediklerinizi duyuyoruz diye takılıyoruz. Onlardan cevap, 'Bizi takibe mi aldınız?' diyorlar. Kimin kimi takibe aldığı belli. Bunu artık çok iyi anlamanız lazım. Bir de 'kontrol edemediğiniz medyada da zaman zaman iftiralar hakkımızda yayımlanıyor' dedik. Şimdi onu da başka yere çekiyorlar. Bizim namusumuza, şerefimize iftira atanlara da mı bir şey söylemeyeceğiz? Onlar kendilerini biliyorlar. Meselenin sizin çarpıtmalarınızla hiç alakası yok. Hakarete varmayan, namus ve şerefe iftira atmayan her eleştirinin başımız üstünde yeri var diyorum. Bu kadar açık söylüyorum. Ama insan şerefi için yaşar, iftiraya 'eyvallah' diyemeyiz. Ben bugün bu konuyla daha fazla sizleri meşgul etmek istemiyorum. Onlar kendi dertleriyle uğraşsın, biz işimize bakalım.'' 

Erdoğan, İstanbul Büyükşehir Belediyesinde yerel yönetim seçimlerini kazandıkları 1994 yılında İstanbul'un mevcut durumu ile kendilerinin yaptıkları hizmetleri anlattı.

O dönemde İstanbul'da çöp dağlarının yükseldiğini ifade eden Erdoğan, şunları söyledi:

''Çöpleriniz alınıyor muydu? Maalesef Eminönü meydanı, Kemerburgaz, Ümraniye'den geçemezdiniz. Ümraniye çöplüğü patladığında orada ölenler, acaba kimin maktulüydü. Soruyorum size, Ümraniye çöplüğü patladığı zaman İstanbul Belediyesi'nde CHP değil miydi? Sayın Baykal, ne konuşuyorsun sen. Hangi çevrecilikten bahsediyorsun. Bize çevrecilik dersi veriyorsun. Şimdi gel de Sayın Baykal, o Ümraniye çöplüğünü ziyaret et. Bak bakalım orada şimdi gençler yeşil sahada top mu oynuyor, ne hale geldi git de gör. Ama oralara gidecek ne vakti var, ne anlayışı var. Niye? Çünkü Ankara'dan dışarı özel vesilelerle çıkabilirsiniz ama hizmet aşkıyla çıkamazsınız.''

Erdoğan, Şile ve Kemerburgaz'daki çöp döküm alanlarının modern depolama alanına dönüştüğünü ve artık buralardan elektrik üretilmeye başlandığını belirterek, bütün bu başarıların o döneme ait olduğunu kaydetti. Çevre adına seslendiğini ifade eden Erdoğan, ''Haliç'in çevresinde dolaşmak mümkün müydü?'' diye sordu.

O dönem profesörlerin kendine tek çözüm yolu olarak Haliç'in doldurulmasını önerdiklerini ama buna 'hayır' diyerek 'Bir çevre abidesi meydana çıkaracağız'' dediklerini anlatan Erdoğan, güzel bir çalışmanın sonucunda Haliç'ten çıkarılan çamurun taş ocaklarına pompalandığını ve o alanda da yaklaşık 600 bin metre karelik park alanı kazandıklarını kaydetti.

Başbakan Erdoğan, böylece Haliç'in bugünkü Haliç haline geldiğini belirterek, ''Şimdi koku var mı? Yok. İstanbul'a, Türkiye'ye hayırlı olsun. CHP'ye de hayırlı olsun. CHP'ye oy veren vatandaşlarıma da hayırlı olsun'' diye konuştu.

-''HALİÇ'TE YENİ ADIMLAR ATILIYOR''-

Şimdi belediye başkanlarıyla birlikte Haliç'te yeni adımlar attıklarına işaret eden Erdoğan, Fatih tarafında olduğu gibi Kağıthane ve Beyoğlu tarafını da süratle bitirerek Kuzey Deniz Saha Komutanlığı'ndan itibaren duble yolu ile sahil şeridindeki yürüyüş alanlarıyla o bölgenin de tamamen yemyeşil hale geleceğini dile getirdi.

''Bir Başbakan Haliç'in etrafıyla bu kadar uğraşır mı?'' diye soran Erdoğan, ''Bizim İstanbul sevdamız var. İstanbul'a ne deniyor. Altın boynuz deniyor. Sıradan bir yer değil. Buralar damga. Buralar bizim mührümüz. Buralarla dünyaya açılıyoruz'' dedi.

Erdoğan, Haliç'in yanında yapılan Sütlüce Kongre Merkezi'nin çok geciktiğini, orada büyük sıkıntılar olduğunu, bu merkezi Miniatürk ile birleştirmek suretiyle çok daha büyük zenginlik haline getireceklerini söyledi.

-ADALET SARAYLARI-

Çağlayan'da Avrupa'nın en büyük adalet sarayını yaptıklarını, şu ana kadar Türkiye genelinde bitirilen adalet sarayı sayısının 80'e yaklaştığını belirten Erdoğan, daha önce adalet saraylarının adeta merdiven altında çalıştığını ama şimdi fiziki mekanları en ideal noktaya taşıdıklarını kaydetti.

Erdoğan, benzer bir adalet sarayının da Kartal'a yapıldığını belirterek, ''Neredeydi bugüne kadar gelen iktidarlar? Bir adalet sarayına girdiğiniz zaman bir ürperdi çökerdi üzerinize ama şimdi bu yaptığImız yerlere girildiği zaman orada adaletin kendilerine teslim edileceğinin hazzını alıyor insanlar. Bu bakımdan bu mekanlar çok önemli'' dedi.

Avcılar-Zincirlikuyu arasında hizmet veren metrobüse de işaret eden Erdoğan, ''Niye acaba bugüne kadar gelen iktidarlar, buna benzer bir şeyi düşünemediler. Dert işi bu. Dertleri yok ki. Derdiniz varsa yaparsınız, derdiniz yoksa yapamazsınız. Ama bizim derdimiz var. Acaba ne yapacağız da bu işleri çözeceğiz. Yerin altından tüneller, denizin altından tüneller, denizin üstünden köprüler yapacağız ki ulaşım sıkıntısını çözelim. Yoksa yan gel yat bu iş çözülsün, çözülmez'' diye konuştu.

AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Erdoğan, iktidara geldiklerinde 9 ilde doğal gaz bulunurken, şimdi 60 ilde olduğunu belirterek, bütün bunların 5 yılda yapıldığını söyledi.

-''BİZ HALLEDİYORUZ DİYE Mİ RAHATSIZ OLUYORSUNUZ''-

Bu hizmetle hem hava kirliliğinin yok edildiğini hem de kadınların kömür taşımak suretiyle hamallık dönemini bir kenara koyduklarını ifade eden Erdoğan, ''Şimdi kadınlarımız kombinin düğmesine basarak evinin her yerinde ısıyı, sıcaklığı yakalayabiliyor. Ama bunu bile o zihniyetler çok gördüler. MHP bunu niye çözemedi. DSP niye çözemedi. Hep beraber ANAP işte bir aradaydınız niye çözemediniz. 3'lü koalisyondunuz neden halledemediniz. Şimdi biz hallediyoruz diye mi rahatsız oluyorsunuz'' dedi.

İstanbul'da Büyükşehir Belediye Başkanı olarak göreve geldiğinde 100 bin olan doğal gaz abone sayısını 1 milyon 250 binde bıraktığını, şimdi bu rakamın 4 milyon olduğunu belirten Erdoğan, şunları kaydetti:

''Bu hangi zihniyetin nasıl sıçrama yaptırdığını gösteriyor. İnanın CHP'nin elinde kalmış olsaydı patinaj yapmaya devam ederdik olduğumuz yerde. Bunların her yeri böyle. İşte İzmir'de görülüyor. Orada da susuzluk başladı. Niye? Onlar gelirse kuraklık başlar. İstanbul'a yapılan hizmetleri anlatmakla bitiremeyiz. Hiçbir konuşma AK Parti iktidarının, AK Partili Büyükşehir Belediyelerinin, AK Partili belediyelerin bu hizmet aşkını gölgeleyemez.''

İstanbul Büyükşehir Belediyesinin 4.5 yılda 22.5 milyar YTL yatırım yaptığını, İstanbul'un en önemli sorunlarından biri olan ulaşımın yoğun şekilde tedbirler paketiyle çözülmeye çalışıldığını belirten Erdoğan, bir taraftan merkezi hükümet olarak kendilerinin, bir taraftan da Büyükşehir Belediyesinin çözüm için bir şeyler yaptığını söyledi.

Erdoğan, gerek raylı sistemde gerek deniz ulaşımında önemli adımlar atıldığını belirterek, Büyükşehir Belediye Başkanı Topbaş'dan 10 kişilik deniz taksilerin sayısının artırılmasını istedi.

-''TÜRKİYE BELİRSİZLİKLER ÜLKESİ DEĞİLDİR''-

''3Y'' olarak adlandırdığı yoksulluk, yolsuzluk ve yasaklarla ilgili aldıkları mesafenin ortada olduğuna işaret eden Erdoğan, bunlarla yoğun şekilde mücadeleye devam ettiklerini belirtti. Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:

''Kişisel menfaatlerini milletin menfaatlerinin üzerine çıkaranlar kusura bakmasınlar, hiçbir haksızlığa, hiçbir kanunsuzluğa asla yol vermeyeceğiz. Kamu vicdanını yaralayan hiçbir işe göz yummadık yummayacağız. Basın özgürlüğünü, medyayı kişisel çıkarlarına alet etmek isteyenler şunu iyi bilsinler manipülasyonlarla, dezenformasyonlarla, yalanla, iftira ile AK Parti'nin yolunu kesmeye, Türkiye'nin kalbini durdurmaya kimse muktedir olamaz. Türkiye artık bir belirsizlikler ülkesi değildir. Türkiye artık belli bir zümrenin, belli bir grubun, belli bir imtiyazlı  sınıfın çıkarlarına, menfaatlerine, kar hesaplarına kurban edilecek bir ülke değildir. Türkiye'de 70 milyon insanımızın, toplumumuzun çıkarlarını bir bütün olarak düşünen ve milleti muvaffak kabul eden bir iktidar iş başındadır. AK Parti budur. AK Parti iktidarı kimseye imtiyaz, menfaat sağlayan bir iktidar değildir. AK Parti iktidarı millete rant sağlar, millete refah, adalet sağlar. Hedefimiz budur.''

Başbakan Erdoğan, durmadan, dinlenmeden, yollarına devam ettiklerini, on yılların hedeflerini belirleyerek bu hedeflere koşan bir iktidar olduklarını söyledi.

Açılan yeni hatla İstanbul-Bursa arası mesafenin 75 dakikaya indirildiğini ve tarihin en önemli projelerinden biri olan metrobüsün de Avcılar-Zincirlikuyu arasındaki mesafeyi 38 dakikaya indirdiğini belirten Erdoğan, bu hattın yakında Anadolu yakasına da geçeceğini ve halkı böylece toplu taşımaya alıştıracaklarını kaydetti.

-''MEDYA GRUBUM OLSA ÇIKAR AÇIKLARIM''-

Erdoğan, bu yapılanların yazılı ve görsel medyada neden yer almadığını sorarak, ''Bir de diyorlar ki, yandaş medyadan bahsetmişim. Doğan Grubu'nun belli ücretli kalemşorlarından bahsetmişim. Benim onun kadar yokmuş. 'Benim onun kadar yok' diye bir ifade kullanmadım. Tam aksine 'Benim yok' dedim. Benim medya grubum olsa çıkar açıklarım. Bunu Aydın Doğan'dan gizlemeye gerek görmem. Dünya görüşü olarak AK Parti'nin dünya görüşünü destekleyen medya grupları olabilir. Bu her dönemde olmuştur. Bundan da gocunmaya gerek yok. Gocunma rahat ol. Bizler yola çıkarken de sadece halkımıza güvendik'' diye konuştu.

Başbakan Erdoğan, son 4.5 yılda İSKİ'nin de 4 milyar YTL yatırım yaptığını, içme suyu, arıtma, atık su kanalları ve dere ıslahlarının yapıldığını bunun sadece İstanbul'da değil, Türkiye'nin her ilinde hatta her köyünde bu yatırımların yapıldığını anlattı.

Çağdaş olmanın lafla olmadığını, bu yatırımlarla olduğunu anlatan Erdoğan, milletin tüm kaynaklarını millet için kullandıklarını söyledi.

Yolları 2x2, 2x3 olarak geliştirdiklerini, çünkü adeta savaşlardaki kayıplardan daha fazla trafik kazalarına kurban verdiklerini dile getiren Erdoğan, trafikte alt yapıya yönelik sağlam adımlar attıklarını kaydetti.

Göreve geldiklerinde 230 milyar dolar olan GSMH'yi 659 milyar dolara çıkardıklarını, ihracatın da 36 milyar dolardan 130 milyar dolara çıktığını anlatan Erdoğan, dünyada müteahhitlik sıralamasında da Türkiye'nin 3. sırada yer aldığını belirtti.

Erdoğan, Türkiye'nin dış politikada da artık gündemi belirlenen değil gündem belirleyen bir ülke haline geldiğini ifade ederek, ''Artık düşman üreten değil, dost üreten bir ülke var. Bundan sonraki süreçte de bu kararlılığımız devam edecek'' diye konuştu.

Başbakan Erdoğan, bugün Şİşli ilçesinde yeni bir kadronun işbaşına geleceğini belirterek, emeği geçen eski yöneticilere teşekkür edip, yeni göreve gelenlere başarılar diledi.

Salonda bulunan bir grup partilinin ''Şişli'nin havası Mart'ta değişecek'' yazısı bulunan döviz açması üzerine Erdoğan, ''Yeni süreçte ekibimiz İnşallah teknik çalışmaları en ideal şekilde yapacak. Ana kademeden gençlik ve kadın kollarına kadar yoğun bir çalışmayla Şişli'de çalmadık kapı bırakmayacaksınız. İstiyoruz ki, Şişli de AK Parti hizmet anlayışını görsün. Buraya da hizmeti versin'' diye konuştu.

Kongreye, Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Hayati Yazıcı, Devlet Bakanları Nimet Çubukçu ile Murat Başesgioğlu, AK Parti Genel Başkanı Yardımcısı Egemen Bağış, AK Parti İstanbul milletvekilleri ve partililer katıldı.

Salonda bir grup partili de ''Gündemi basın değil, millet belirler'' yazısı bulunan döviz açtı.

  Kaynak : Haber7
YORUMLAR Bu Haber İçin Henüz Hiçbir Yorum Yapılmamış...
Adı ve Soyad :
E-Posta Adresi :
 
Fatih Bayhan
Prf. Osman Özsoy
Ana Sayfa | Künye | Reklam | İletişim | Webmaster | RSS/XML
Favorilerinize Ekleyin! | Giriş Sayfanız Yapın
Haber Kastamonu, basın ahlak ilkelerine uymaya söz vermiştir.
Copyright © 2008 Tüm Hakları Saklıdır.
    İzinsiz ve kaynak gösterilemeden yayınlanamaz
Yazılım & Tasarım: By Evrenyeli